Olmasaydı ülkeler, Çıkmasaydı hiç savaşlar.

Ne dillere konu olsaydı ırklar;

Ne de birbirine düşürseydi dinler.

sunset-summer-golden-hour-paul-filitchkin

İnsan hayatında gerçekten etkili olan bazı faktörler olduğu tartışılmaz bir gerçek.

Her gün ülke gücünü arttırmak adına çıkan savaşlar, iki zıt rengi insan üzerinde görmekten kin besleyenler, inandığı tanrıya inanmayanı , bazen de inananı, manasızca öldürenler… Hal buyken her geçen gün umutun yanında sorun gibi de geliyor insana. Oysa umursanmasa hiç bunlar, herkes yaşasa rahatça, sevmediğin insana en kötü yaptırımın konuşmamak olsa. Sevmediğini değil sevdiğini, iyiliği hakkedeni düşünsen. Onlara iyilik sağlasan… insan Facebook gibi olsan mesela? İnsanları bir araya getirsen. İnterneti olmayan için bile çabalasan. Bir başkasıyla yapacağı bir sohbeti, uzaktaki ailesiyle edeceği bir iki kelimeyi emellerin için kullanmasan. Ya da parayı bıraksan bir kereliğine kenara. Aklını, kalbini konuştursan. O parlayan ekrana bakıp “Çok güzel. Bu ne?” derken çizgi film izleyen çocuğu görsen, uzaktaki anne-babasıyla yaptığı ilk sohbette “Anne/Baba gerçekten sen misin?” diyen çocuğu, “Evladım!” diye bağıran bir anneyi görsen. Belki de anlamayacaksın ne dediğini, bilmeyeceksin dinini ırkını. Ama o insan mutlu olacak. Bilmen gereken ne olabilir ki başka? Zaman ilerleyecek, ürün alacak başka bir yerden. İlk defa görecek bisikleti. Binip gidecek uzaklara: Belki 100, belki 1000 metre. Fark eder mi? Sen ilk bindiğinde önemliydi sanki… Eline kitabı alacak ya da. Bizim okumak dahi istemediklerimizi bütün heyecanıyla bitirecek. Uyuyamayacak geceleri. Sabah kalkacak bir ayakkabı, kıyafet görecek. Belki bunları biz görsek ilk sözümüz “Geçen senenin modası bile değil!” olacak. Onun için ise bu olanlar sözlere dayanmayacak; bir çığlık olacak: “Annee!! Babaaa!! Bakınn!”